Otizm, bireyin dış dünyasının gerçeklerinden uzaklaşıp kendine özgü iç dünyasında yaşıyor olması durumudur. Otistik bir çocuk gördükten sonra otizm tablosu kolay kolay unutulmaz. Otistik çocuklar, çevrelerinde olup bitenlere karşı ilgisiz bir görünümdedirler. Annenin yaklaşmasına, uzaklaşmasına, varlığına, yokluğuna, yakınlarına ya da yabancıya kayıtsızdırlar. Otistik çocuklar insanlarla dolu bir odaya girseler boş bir odaya girmiş gibi davranırlar. Bu çocuklarla göz göze gelinemez. Gelindiğinde ise bakışları insanı delip geçer, sanki camdan dışarı bakmaktadırlar. Çocuk size yaklaşmaz, siz çocuğa yaklaşamazsınız. Göz göze gelmekten kaçınır. Adıyla çağrılınca duymuyor gibi davranır.
Bedensel yaklaşmaktan okşanmaktan hoşlanmaz. Çocukla sözlü diyalog kurulamaz. Konuşsa bile bunu ancak ihtiyaçları için bir araç olarak kullanır. Genellikle zeki yüz ifadeleri ve düzgün yüz çizgileri vardır. Ancak mimikleri duygularını yansıtmakta çok yetersiz kalır. Gözünüze baksa da sizden çok uzaklara bakıyormuş gibidir. İlişkiden çabuk sıkılır, direnç gösterir veya kendi iç dünyasına döner. Oyunda yaşıtlarına yer yoktur, kendi başına oynamayı yeğler. Oyuncakları ve nesneleri amaçları dışında kullanır. Bazı nesnelere karşı aşırı ilgi duyar ve biriktirebilirler (Gazoz kapakları, kavanoz kapakları, düğme, boş kutular, bazı kağıt parçaları gibi). Birinin bile eksilmesine dayanamaz, huysuzluk eder, tıpatıp benzeri verilse dahi, şaşırıtcı bir biçimde bunu anlar ve kabul etmezler. Tutkun oldukları bir nesneyi ellerinde taşır, her yere beraber götürürler. Oyunu veya uğraşısı engellenirse büyük tepki gösterir. Çevresindeki düzenin ve alışkanlıklarının değiştirilmesini hiç istemez. Bu gerçekleşirse, ya çevreye karşı kırıcı ve saldırgan olur ya da kendine zarar verir. Elini kolunu ısırabilir, yüzünü tokatlar, başını duvara vurur. Otistik çocuklar belli müzikleri çok sever ve sürekli dinleyebilirler. Ayrıca reklamlara karşı ilgileri oldukça fazladır. Çizgi filmleri sonuna dek izlemez. Pek çok şarkıyı veya türküyü bestesiyle güftesiyle tam olarak söyleyebilir. Otistik çocuk titizdir, düzenlidir ve kendi kurallarına bağlıdır. Çevresinde ‘aynılığı sürdürmek’ ister.
Tepkileri, davranışları, çevreden gelen uyaranlardan çok kendi iç uyaranlarına göre biçimlendiğinden çevre tarafından tuhaf, acayip olarak değerlendirilirler. Otistik çocuklar dış dünyada ilk olarak cansız nesnelerle ilişki kurarlar. Canlılarla ilişki kursalar da bu cansızlarla kurdukları ilişkiye benzer.
Spesifik ve bir işe yaramayan günlük işlere, rutinlere ve ritüellere esnek olamayan ve belirgin biçimde bağlanma vardır. Nesnelerin parçaları ile sürekli bir uğraşı içinde olabilirler. Otistik çocukları sıklıkla sınırlı ve dar bir uğraşı içinde bulmak mümkündür. Örneğin, meteroloji ya da basketbol ligi gibi konularda şaşırtıcı bilgilere sahip olabilirler. Amaçsız, yineleyen davranışlar çok sık görülür. Bir televizyon spikerinin mimiğini defalarca taklit edebilirler. Okula hep aynı yoldan, hep aynı şekilde gitmek isteyebilirler. Oyunları streotipikdir. Bir oyuncağı saatlerce ileri geri sürebilirler. İki yer arasında gidip gelme, kollarını kanat gibi çırpma, el şaklatma, dönme, sallanma, parmak uçlarında yürümek, çevresinde dönmek gibi pek çok stereotipik davranışları vardır. Kendi etrafında dönme çok sık görüldüğü gibi, dönen eşyalara ilgileri büyüktür. Bir topacı saatlerce döndürebilirler, bir plağın dönmesini saatlerce izleyebilirler. Hayale ve toplumsal taklitlere dayalı oyunlar oynayamazlar. Hayali oyun ya yoktur, ya da çok belirgin bir gerilik vardır. Normal bebeklerde ya da çocuklarda sık sık izlenen basit rutin oyun ve oynaşlar (şakalaşmalar, gülüşmeler, bebeğe özgü duygusal ve sosyal temaslar) otistiklerde görülmeyebilir. Ya da bu oyun ve oynaşları sadece mekanik bir biçimde yaparlar.
Dil gelişimi konuşmanın hiç olmaması ile normale yakın denebilecek bir dil kullanımı arasında değişebilir. Konuşsalar da konuşmayı başlatmak istemezler ve sesin ton, ritim, hız ve perdesinde anormallikler sezilir. Gramer kullanımı da gelişmemiştir. Anlamı olmayan sözcükler tekrar tekrar söylenebilir. Dili anlama ve kavramada da bozukluklar vardır. Çok kez papağan gibi yanıtlar verir(Ekolali). Müzikal bir ton, anlamsızlık ve ekolali dikkat çekicidir. Zamirleri doğru şekilde kullanmazlar, kendinden üçüncü kişi gibi söz eder, “ben” yerine “o” derler. Mimik ve sesler gibi sözel olmayan iletişim yollarının kullanılmasında da belirgin bir gerilik söz konusudur. Motor becerileri genellikle normaldir. Yapılacak işe yetenekleri olsa bile, karar verirken kavramlaştırmada güçlük çekerler. Otizmde görülen belirtiler çocuklar büyüdükçe değişir, fakat erişkin yaşamlarında da sosyalleşme, iletişim ve ilgi alanlarında benzer aksaklıklar sürer.
TEDAVİ:
Bugün yaygın olarak benimsenen tedavi, özel eğitim, çocuğun temel yapısal bozukluğunu gidermeyi amaçlayan bilişsel davranışsal tedavi yöntemleridir. Çok önemli olan otistik çocuğun kabuğundan çıkmasıdır. Bu da ancak çocuğu yalnız bırakmayarak mümkün olabilir. Otistik çocuğun kabuğunu kırma sevgi yoluyla, bilişsel yolla veya her ikisi birlikte sunularak gerçekleştirilebilir. Deneyimler göstermektedir ki, başarısız sonuçlara bakılarak karamsarlığa kapılmak yersizdir. Tedavi şansı verilen otistik çocukların çoğu derece derece faydalanırlar. Kimi de yüz güldürücü iyileşmeler gösterip, hekimin ve ailenin emeklerini ödüllendirir. Bu nedenle tedavi coşkusu bilimsel yaklaşımla birlikte yürütülmelidir ve çok sabırlı olunmalıdır.
Bireysel ve Grup Terapileri:
Otistik çocukla çalışırken oyun terapi ilkeleri ve davranış tedavi teknikleri uygulanmaktadır. Son yıllarda tedavi programlarına aktif ve yoğun olarak ailenin de katılması, davranışçı tekniklerin aile bireylerine de öğretilmesi önem kazanmaya başlamış ve eve dayalı programlar geliştirilmiştir. İlk aşamada çocuklarla bireysel çalışmanın yanı sıra benzer etkinliklerin evde de sürdürülmesi için ailelerle işbirliği yapılarak çocukla kurduğumuz ilişki tarzı aileye de öğretilmeye çalışılmalı ve aileye danışmanlık hizmeti verilmelidir. Dilin gelişimi oldukça önemlidir. Dil gelişimi için, bir yandan komutları anlama ve uygulamaya ilişkin çalışılırken, öte yandan ifade edici dil becerilerinin geliştirilmesi için uğraşılır. Basit ve günlük yaşamla ilgili komutlar verilip, bunlara uygun yanıtların alınması için çalışılırken, diğer yandan da karşısında sesler çıkarma, nesneleri (gerçek, oyuncak ve resim üzerinde) isimlendirme, eşleme, farklıyı ayırt etme, çıkarabildiği sesleri anlamlı hecelere dönüştürme çalışmaları yapılmalıdır. Dil düzeyinin yanı sıra, üzerinde önemle durulması gereken diğer bir konu çocuğun sorun olan davranışıdır. Sorun davranışlara hiç yüze ve göze bakmama, stereotipik davranışlar, objeleri dağıtma, boşaltma, yere atma, çığlık atma, uğuldama örnek olarak verilebilir. Otistik çocuk ailenin getirebilme koşullarına göre haftada 2-3 kez 45-60 dakikalık seanslar halinde görülmelidir. Bireysel tedavide olan çocuklardan hazır olduğu düşünülen çocuklar ikinci aşamada grup aktivitesine katılabilirler. Bu gruplar genellikle 4-5 çocuktan ve 3-4 terapistten oluşmaktadır. Grup süresi 1.5 saat olabilir. Grubun amacı, çocukların birbirleriyle ve terapistlerle ilişkiye girmelerini sağlama, birlikte çalışabilme ve kalabilme, bol uyaran içinde öğrenme, isteklerini ifade etmelerine yardımcı olabilmektir. Ana başlıklarıyla konuşma ve iletişim çalışmalarını şöyle özetleyebiliriz:
- Şarkı söyleme
- Beden eğitimi çalışmaları
- Kağıt kalem çalışmaları (resim yapma, boyama)
- Yapboz oyunları - Evcilik eşyaları ile oynama
- Serbest oyun (kaydırakta kayma, tahtıravallide sallanma gibi)
- Elele tutuşarak oynanan oyunlar
- Plastirin (renkli hamur çalışmaları)
- Resimli kitaplara bakma
Aile Danışmanlığı:
Çocuğu saran sert otistik kabuğun delinmesinde annenin yoğun ilgi ve sevgisi çok önemlidir. Sevdikleri müzikler yardımıyla ten teması sağlanarak otistik kabuğun delinmesine çalışılabilir. Aile görüşmelerinde en özen gösterilen konulardan biri ailede suçluluk duygusu oluşturmamaktır. Bunun yanında aileler çocuğun geleceği konusunda umutlandırılmamaya, ama umutsuzluğa da düşürülmemeye gayret edilmelidir. Aile görüşmeleri çocuğun tedaviye katılmaya başladığı ilk günlerde haftada bir kez başlanır, daha sonra ailenin gereksinmelerine göre düzenlenir. Aile danışmanlığı esnasında, özellikle istenmeyen davranışların söndürülmesi, tutarlı davranılması konusu ağırlık taşımalıdır. Otistik çocuğun aileleriyle çalışırken özen gösterilmesi gereken noktalar şunlardır:
- Ailede suçluluk duygusu yaratmamak
- Gelecekle ilgili umutların dozunu ayarlamak
- Çocukların gösterdiği bireysel farklar ve farklı gelişim hızları üzerinde durmak
- Çocuğun özellikleri dikkate alınarak bilgilendirmek
- Çocuğun olumlu özelliklerini göstermek
- Ailenin çocuğu ile çalışma konusunda hevesini artırmak
Ailenin sorularına yanıt vermek Küçük yaştaki otistik çocuklara kreş önerilebilir. Eve dayalı programlarda uzmanlar çocuğun evine giderek eğitimin çocuğun kendi doğal çevresinde gelişmesini sağlarlar.
İlaç Tedavisi: İlaç tedavisinde çok çeşitli psikotrop ilaçlar kullanılmaktadır. İlaç tedavisindeki amaç, tekrarlayan hareketleri, agresyonu, anksiyeteyi, depresyonu, hiperaktiviteyi, irritabiliteyi, uyku problemi, yeme sorunları ve otizmin tüm davranışsal semptomlarını azaltmak, göz kontağını, çevre iletişimi ve tedaviye uyumu arttımak şeklinde özetlenebilir.
ASPERGER BOZUKLUĞU
Klinik Özellikler: Asperger, aşağıdaki belirtileri bu bozukluğun tipik belirtileri olarak sınıflamaktadır. Göz göze temasın az, yüz ifadesinin ve ses tonunu sınırlı olması, sosyal içe çekilme ve akran ilişkilerinde azlık, duyguları anlamada güçlük, zamirlerin yer değiştirilerek kullanılması, stereotipik aktarım ve davranışlar, bilgiçlik taslayan konuşma biçimi, karşılıklı iletişim ve hayali oyunda sınırlılık, zihinsel takıntılarla donatılmış olma, rutinlere esnek olmayan bir biçimde yönelme ve nesnelerin yineleyici kullanımı. Asperger bu hastalığı ilk tanımladığında kendini çevreden tümüyle izole etme ve kabuğuna çekilme eğilimi gösteren bu çocukların daha çok erkek olduğu, belirgin genetik yatkınlığın bulunduğu gözlemiştir. Aşırı entellektüalizasyon, normal çocuklarda görülen çevreye karşı gösterilen safça ilgisizliğin ardından çevreyi süzen gözlerin olmaması bu çocuklarda görülmektedir. Ciddi, derin düşünceli, bencil, aşırı içe dönüktürler. Zamanından önce olgunlaşmış görünürler. Bakışları boş ve uzaklarda belirsiz bir yere çevrilidir ne işitsel, ne de görsel uyaranlara yönelmez, yüz yüze gelindiğinde bakışları karşısındaki kişiyi delip geçer. Buna karşın bu çocuklar çevrelerinde olup biten herşeyin farkındadırlar. Konuşmalarda duygusal ifade bulunmaz ve tek düzedir. Konuşmalar bazen fısıltı halinde , bazen de bağırma şeklinde olabilir. Konuşma gelişmesinin genellikle dikkati çekecek kadar erken oluşu ve süratle düzgün bir konuşma haline gelişi ayırıcı özellikler açısından önem taşır. Bu çocuklar beceriksiz ve hantaldırlar. Beden hareketleri uyumsuz ve kabadır.
Zeka genellikle orta, bazen ortanın üstünde , nadiren de ortanın altındadır. Buna karşın herzaman orjinaldir. Özel konular üzerine yönelir. Genel bilgiden çok, abartılmış ve belirgin bir konuya yöneltilmiştir. Böylece sıklıkla bilgi deposu, kolleksiyonculuk eğilimi, ezbercilik v.b. gelişir. Bir kısım zekaca geri olan Aspergerliler otomatikleşmiş bellekleriyle dikkat çekereler. Örneğin bütün yolcu gemilerinin adlarını sayabilir veya “takvim çocuğu “ olarak, geçmişteki ve gelecekteki bütün önemli tarihleri söyleyebilirler. Okul döneminde zorlanırlar, çünkü kendine özgü sürekliliği olan öğrenme yöntemlerine dikkatlerini veremezler. Aspergerliler sorunlarına kendi açılarından bakarlar, sentez yapamazlar.




















