CHANGE COLOR
  • Default color
  • Brown color
  • Green color
  • Blue color
  • Red color
CHANGE LAYOUT
  • leftlayout
  • rightlayout
SET FONT SIZE
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Kontrol Paneli
Anasayfa BÖLÜMLER Tıbbi Birimler Çocuk Gelişimi ve Eğitimi ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI

ÇOCUKLARDA İNATLAŞMA VE BAŞA ÇIKMA YOLLARI

e-Posta Yazdır PDF

İnatlaşma, her yaşta ve her insanda ortaya çıkabilecek bir davranıştır. Çocuklarda inatlaşma özellikle 2–4 yaş arasında görülmektedir. Çocuklar bu yaşlarda artık kendilerinin varlığına varır ve bağımsızlıklarını ortaya koymak, kendi istedikleri şeyleri yapmak isterler. Kendi benliğinin farkına varan bir çocuk, artık bende varım diyerek; ailesiyle ya da çevresindekilerle her konuda çatışmaya girebilir.  

     Eğer çocuk, inatlaşma sürecine girdiyse, her şeye karşı çıkar bir tutum sergileyebilir. Bazen neyi istediğini bilmeden, sadece karşısındaki kişiyle zıtlaşmak için bile inatlaşabilir. Aslında bu durum, kendi bireyselliğini, bağımsızlığını kazanmak isteyen bir çocuğun, kendi istediğini yaptırmaktan başka bir şey değildir. Fakat bunun farkında olmayan pek çok anne-baba bu dönemde çocuklarıyla gereksiz yere çatışmaya girer. Kendilerini de çocuklarını da yıpratırlar. Ve çocukların gelişiminde doğal bir davranış olan inatlaşma, ebeveyn ve çocuk arasında iletişimsizliğin ya da çocukta özgüven problemlerinin başlangıç noktası olabilir.

    Ailelerin çocukların inatlaşmalarına karşı nasıl bir tutum sergileyecekleri çok önemlidir. Aileler bu dönemde hayır demeye başlarsa çocukta daha çok inatlaşıp onlardan öğrendiği gibi, oda her şeye hayır demeye başlayacaktır. Genelde yanlış tutumlar nedeniyle çocukta inatlaşma daha da artmaktadır. Bu noktada önemli olan, bunun şiddeti, süresi ve sorunun nasıl çözülebileceğidir.

     Çocuk, aile tarafından istenmeyen bir davranışı yapmak istediğinde, en iyi yöntem çocuğun dikkatini dağıtmaktır. Bu bir çizgi film, bir kuş, bir kedi, sevdiği bir yiyecek veya oyun vb. herhangi bir şey olabilir.

  Mesela, çocuğunuz yasakladığınız şeyleri yapmak istediğinde, nazikçe ona yasakladığınız şeyi yeniden hatırlatın ve yapabileceği alternatif bir şey önerin. Örneğin yemekten önce çikolata yemek istiyorsa, ‘yemekten önce çikolata yenmez’ demek yerine ‘yemekten önce çikolata yersen yemeğini yemek istemeyebilirsin, ama istersen bu çikolatayı saklayabiliriz ve yemekten sonra yiyebilirsin’ diyerek ona alternatif bir çikolata yeme zamanı sunabilirsiniz.  Böylece, hayırlarınız onu daha az rahatsız edecek, bağımsızlığının elinden alındığını düşünmeyecek, onun isteklerinize önem verdiğiniz düşünecek, kuralların gerekçelerini öğrenecek ve sizinle çatışmaya girmeyecektir.

  Eğer çocuk inadından vazgeçmiyorsa yapılacak tek şey anne-babanın; ona uzlaşıcı bir dille yaklaşarak, yapmak istediğinin şu an mümkün olmadığını ve  bunun için üzgün olduklarını, onu anladıklarını dile getirmeleri ve kararlı olmaları gerekir. Eğer başta hayır dedikleri bir şeye daha sonra evet derlerde çocuk bir sonraki isteğinde isteği olana kadar inatlaşacaktır. 

   En önemlisi ona seçenekler sunmaktır. Böylece onu bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, onun kararlarına saygı duyduğunuzu düşünecektir. Kendisiyle ilgili kararları verebildiğini ve onun seçimine öncelik tanındığını düşünerek inatlaşmaktan vazgeçecektir. Siz de makul bir kaç seçenekten birini kabul ettirebildiğiniz için kendinizi rahat hissedeceksiniz. Sunduğunuz seçenekler ne kadar az olursa çocuğunuzun karar verme süresi de o kadar kısa olur. Sunduğunuz seçeneklerin, herhangi birinin seçilmesi durumunda onayladığınız seçenekler olmasına dikkat edin ve tutarlı olun ki, yeniden bir anlaşmazlık yaşamayasınız.

 

Çocuğunuza karşı olumsuz bir tutum içine girmeyin, siz ona olumsuz bir tutumla yaklaşırsanız oda size olumsuz bir tutumla yaklaşacak ve siz ne kadar çok hayır derseniz oda size o kadar çok hayır diyecektir.

 

    İnatlaşma döneminde olması çocuğunuza hiç ‘hayır’ demeyeceğiniz anlamına gelmez. Çocuklar kaç yaşında olursa olsun, hayatının belirli bir düzende olması ve tutarlı kuralların konması, kişilik gelişimlerine katkıda bulunur. Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli şey koyduğunuz kuralların gerekli olduğundan emin olmanız ve bu kuralların gerekçesini kısa, net olarak çocuğa açıklamanız hatta bazı kuralları çocuklarla birlikte koymanızdır. Ev içinde veya dışındaki diğer bireylerin de kurallara uyma konusunda sizin tavrınıza benzer tavırlar sergilemesine de dikkat etmeniz gerekmektedir.

   Gereksiz konularda da yasaklamalar getirmekten kaçının, çünkü bir süre sonra çocuğunuza çok fazla ‘hayır’ demeye başlarsınız. Bu da çocuğunuzda, hem bağımsızlığının elinden alındığı, hem de her şeyi yanlış yaptığı hissini uyandırmaya başlar. Her iki duygu da onun kendine olan güvenini sarsar ve onu rahatsız eder. Bu yüzden, öncelikli olarak ‘hayır’ demeniz gerekenlerin listesini yapın, bunlar dışında da gereksiz zamanlarda ve durumlarda ‘hayır’ dememeye özen gösterin.

    Negatif cümleler kurmaktan da kaçının. Yapılmasını istediğiniz şeyi olabildiğince pozitif cümleler kullanarak ifade etmeye çalışın. ‘Ayakkabılarını çıkart’ demek yerine, ‘haydi terliklerimizi giyelim ’ demek daha etkilidir. 

   Mesajlarınızı, ‘hayır’ yanıtı alamayacak şekilde iletin. ‘Sütünü iç’ yerine, ‘sütünü tigerlı bardağınla mı, yoksa kupanla mı içmek istersin’ şeklinde mesajınızı iletin. Böyle bir mesajla ‘ hayır süt içmek istemiyorum’ gibi bir yanıt alma olasılığınız da azalır.

   Çocuğunuzla aranızda çıkan sorunu ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, uzlaşmacı bir tavırla çözüm üretmeye çalışın ve onu da çözüm üretmeye davet edin

   Yasaklara uymadığında çocuğunuzu cezalandırmak yerine, kurallara uyduğunda onu ödüllendirin. Ödül verirken de ‘benim oğlum söz dinler, annesinin her dediğini yapar’ gibi sizin üstünlüğünüzün altının çizildiği bir cümle kullanmak yerine ‘sen harikasın, bunu ne güzel yaptın’ gibi onu onayladığınızı belirtir bir cümleyi tercih edin.

   Unutmayın ki; çocuklar, kişilik gelişimlerinin ilk dönemlerini tamamlayana kadar çeşitli düzenlemelerle hayatlarını güvenli hale getiren ve bu dönemi sağlıklı atlatmalarına yardımcı olan sabırlı ebeveynlere ihtiyaç duyarlar.

 

Kaynakça



                                                            Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi

                                                                 Ayşe IŞIK KAYA

Son Güncelleme ( Salı, 22 Aralık 2009 09:32 )